En İyi Kısa Durum Sözleri (İngilizce)

0

Bu yazımızda, yabancı dil olan İngilizce en iyi ve kısa whatsapp durumlarını sizlerle paylaşıyoruz. İnterneti kullanan herkes Whatsapp uygulamasının en popüler mesajlaşma aracı olduğunu ve Whatsapp durumlarının yaşam, aşk, romantizm, öfke, arkadaşlık, yalnızlık, motivasyon, sınavlar … hakkındaki düşünce ve duygularını yansıtmak için önem teşkil ettiğini biliyor. Bunun yanında bu kısa watsap sözlerini, Instagram, Facebook, Tumblr gibi diğer platformlarda da kullanabilirsiniz.

Arkadaşlarınızla paylaşmak üzere duygularınızı yansıtmaya aday olan kısa whatsapp durum güncellemelerini seçin. Siz de ruhunuza hitap eden zekice ve akıllıca, kısa durum sözlerinden, günlük hayatta karşılaştığınız başarısızlığı, elde ettiğiniz mutluluğu veya başka bir eylemi alın ve yeni durum yapın. Umuyoruz hazırladığımız listeden keyif alırsınız.

* Kısa yabancı durum sözlerinin çevirilerine parantez içinden göz atabilir, Türkçe çevirisiyle durumun anlamını öğrenebilirsiniz.

  • Nothing is permanent, but change. (Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.)
  • A buffalo is black but gives white milk. (Görünüşe aldanma!)
  • A fly is small but it is enough to make you sick. (Sinek küçüktür ama mide bulandırır.)
  • Speech is silver, but silence is gold. (Söz gümüşse sükut altındır.)
  • Nothing is certain but the unforeseen. (Ne olacağı belli olmaz.)
  • It is not work that kills but worry. (İnsanı iş değil endişe öldürür.)
  • Keep a stiff upper lip. (Metin ol.)
  • Rules are made to the break! (Kurallar yılmak içindir!)
  • Being “Single” is My Decision! (Yalnız olmak benim kararım!)
  • Hold it Down. (Üstesinden gel!)
  • Be yourself; everyone else is already taken. (Kendin ol.)
  • Beware the barrenness of a busy life. ( Yoğun hayatın anlamsızlığından sakın.)
  • I didn’t change, I just grew up. (Değişmedim, yalnızca büyüdüm.)
  • Which logic? (Hangi mantık? )
  • Again boring day (Yine sıkıcı gün.)
  • My Friend ask me, How is your life? I said she is fine. (Arkadaşım, hayatın nasıl gidiyor diye sordu, ben de o çok iyi dedim.)
  • If I agreed with you we’d both be wrong. (Eğer sana haklı olduğunu söyleseydim, ikimizde yanılıyor olurduk.)
  • Life is a game, let’s make a high score. (Hayat bir oyun gibi, hadi en yüksek skora ulaşalım.)
  • I am always satisfied with the best. (Her zaman en iyiyle tatmin olurum.)
  • LIFE – LOVE = ZERO (Hayattan aşkı çıkarırsak kocaman bir sıfır kalır.)
  • Who am I? (Ben kimim?)
  • Yeap, I am a bad ass. ( Evet, ben kabadayıyım.)
  • You’re the only exception. (Sen yalnızca istisnasın.)
  • Dreams do not work, if not YOU do. (Yapmazsan, hayallerin gerçekleşmez.)
  • There is “No” short cut for “Success!” (Başarının bir kısa yolu yok.)
  • Life is an art of drawing without eraser. (Hayat silgisiz resim yapma sanatıdır.)
  • Please BURN my blue memories. (Lütfen kötü anılarımı yok et.)
  • You can do it! (Yapabilirsin, başarabilirsin!)
  • No expectations, No disappointments. (Beklenti yok, hayal kırıklığı da yok!)
  • These lies are leading me astray. (Bu yalanlar beni yoldan çıkarıyor.)
  • Sometimes, Silence is the best answer to a fool. (Bazen, sessizlik aptala verilebilecek en iyi cevaptır.)
  • Respect yourself. (Kendine saygı duy.)
  • Forget your age and live your life. (Yaşını unut ve hayatını yaşa.)
  • Silence speaks thousand words. (Sessizlik binlerce kelime konuşur.)
  • Do never wait for me. (Benim için sakın bekleme.)
  • Life is not fair, but it is still good. (Hayat adil değil, fakat yine de iyi.)
  • Save Water, Drink Wine. (Suyu koru, Şarap iç.)
  • Boy %80 have GF, other have Brain (Erkeklerin %80 kız arkadaşa, geri kalan beyne sahip.)
  • Love is friendship Set on Fire (Aşk yanıp tutuşan arkadaşlıktır.)
  • Life goes on…With or without you. (Hayat devam ediyor, seninle yada sensiz.)
  • I am sad, but then i smile. That’s my life. (Üzgünüm fakat gülümsüyorum, Bu benim hayatım.)
  • I speak my mind. I never mind what I speak. (Zihnimdekileri söylerim. Asla konuştuklarımı kafa takmam.)
  • Virginity can be cured. (Bekaret tedavi edilebilir.)
  • My life can be measured in hours. (Hayatım saatlerle ölçülebilir.)
  • I don’t insult people , I just describe them. (İnsanları suçlamıyorum, yalnızca betimliyorum.)
  • Love me or hate me I’m still gonna shine. (Sev yada nefret et, ışık saçmaya devam edeceğim.)
  • I’d far rather be happy than right. ( Mutlu olmaktansa haklılığı tercih ederim.)
  • So many assume. So few know. (Bir sürü dedikodu, yani gerçeklerin pek azı biliniyor.)
  • When in doubt, mumble. (Şüpheye düştüğünde, mırıldan.)
  • Sugar? No thanks, i am already sweet.. (Şeker? Yok sağol. Ben zaten tatlıyım.)
  • Don’t copy my status. (Whatsapp statümü çalma.)
  • At least mosquitos are attracted to me. (En azından sinekler beni cezbediyor.)
  • Totally available!! Please disturb me!! (Tamamen müsait, lütfen beni rahatsız et!!)
  • I just need two wi, WIFI and WIFE. (Yalnızca iki Wi ‘ye ihtiyacım var, Wi-Fi -internet- ve Wife – bir eş.)
  • Save paper, do Not do Homework. (Kağıdı koru, ödev yapma!)
  • Save water drink beer. (Suyu koru, bira iç.)
  • Time is precious, waste it wisely. (Zaman değerli, zekice israf et.)
  • I pretend to work. They pretend to pay me. (Çalışır gibi görünüyorum, onlar da ödeme yapıyormul gibi görünüyor.)
  • Waiting for wi-fi network. (Wi-fi için bekliyor.)
  • Can’t remember to forget you. (Unutma seni affettiğimi.)
  • Live out of your imagination, not your history. (Hayatı geçmişinle değil hayallerinle yaşa.)
  • Not always available, try your luck. ? (Her zaman müsait değil, şansını dene!)
  • Whatsapp status is loading. (Whatsapp durumu yükleniyor…)
  • Etc= End of thinking Capacity. (Etc = Düşünme kapasitesi sonu. – İngilizce’de etc vesaire anlamına gelir.)
  • If you are player then I’m the GAME. (Eğer sen oyuncuysan ben de oyunum.)
  • Busy Planning For A Miracle. (Bir mucizeyi hayal etmekle meşgul.)
  • Home Is Where The Heart Is. (Evin kalbinin attığı yerdir.)
  • Expectation Brings Tears In Your Life. (Beklenti hayatında göz yaşı getirir.)
  • Life is a beautiful struggle. (Hayat güzel bir mücadele.)
  • Live for yourself. (Kendin için yaşa!)
  • Live and let live. (Yaşa ve yaşamaya izin ver.)
  • Word hard and dream big! (Çok çalış ve büyük hayal kur.)
  • Life is short, live passionately. (Hayat kısa, tutkulu biçimde yaşa.)
  • Life is a one time offer, use it cleverly. (Hayat bir kez teklif yapar, bu teklifi zekice değerledir.)
  • So it goes. (Ve devam ediyor.)
  • Whatever you are, be a good one. (Ne olursan ol, iyi biri ol.)
  • Don’t dream, live your dream. (Hayal kurma, hayalini yaşa.)
  • The sadness will last forever. (Mutsuzluğum sonsuza dek sürecek.)
  • Tears are words that need to be written. (Göz yaşları yazılması gereken sözcüklerdir.)
  • Sadness is but a wall between two gardens. ( Keder iki bahçe arasında bir duvardır.)
  • Melancholy is the pleasure of being sad. (Melankoli üzgün olmanın memnuniyetidir.)
  • Life is wasted on the living. (Hayat yaşayarak israf ediliyor.)
  • Try and fail, but never fail to try. (Deneyip başarısız olabilirsin, ama asla başarısız olmak için deneme.)
  • Live each day as if it’s your last. (Hayatını sanki son gününmüş gibi yaşa!)
  • This is your life, and it’s ending one minute at a time. (Bu senin hayatın, şuanda bir dakikası daha sona eriyor.)
  • When in doubt, choose change. (Şüpheye düştüğünde değişimi seç.)
  • Things do not change; we change. (Hiçbir şey değişmez, biz değişiriz.)
  • Unless you love someone, nothing else makes sense. (Birine aşık olmadıkça, hiçbir şey sana bir anlam ifade etmez.)
  • Love and doubt have never been on speaking terms. ( Aşk ve şüphe bir arada yürümez.)
  • Women are made to be loved, not understood. (Kadınlar anlaşılmak değil sevilmek içindir.) 
  • You will forever be my always. (Sonsuza dek benim olacaksın.)
  • He is not a lover who does not love forever. (Sonsuza dek sevmeyen insan aşık olamaz.)
  • Time doesn’t matter love is forever. ( Zaman önemsiz, aşk sonsuz)
  • Come live in my heart and pay no rent. (Gel kalbimde yaşa, kira istemez.)
  • Live today, for tomorrow it will all be history. (Bugünü yarın için yaşa, tümü tarih olacak.)
  • The unexamined life is not worth living. (Kurcalanmayan hayat yaşamaya değmez.)
  • Hatred paralyzes life; love releases it. (Nefret hayatı felce uğratır, aşk serbest bırakır.)
    Hatred confuses life; love harmonizes it. (Nefret hayatı karmaşıklaştırır, aşk düzene sokar.)
    Hatred darkens life; love illumines it.  (Nefret hayatı karartır, aşk aydınlatır.)
  • Be happy for this moment. This moment is your life (Şuan için mutlu ol, çünkü bu senin hayatın.)
  • Enjoy life! This is not a rehearsal. (Hayattan zevk almaya bak, bu bir prova değil.)
  • We loved with a love that was more than love. (Aşktan çok daha fazla olan bir aşka aşığız.)
  • When love is not madness, it is not love. (Bir aşkta delilik yoksa, ona aşk diyemem.)
  • Love conquers all. (Aşk herkesi fethediyor.)
  • Love! Love until the night collapses. (Sev! Geceler çökene kadar. )
  • Love is like the wind, you can’t see it but you can feel it. (Aşk bir rüzgar gibi, göremiyorsun, ama hissediyorsun.)
  • Love is real, real is love. (Aşk gerçek, gerçek ise aşk.)
  • Love is a friendship set to music. (Aşk müzikle arkadaşlık kurmaktır.)
  • We accept the love we think we deserve. (Aşkı hak ettiğimizi düşündüğümüz kadar kabul ediyoruz.)
  • Love, the poet said, is woman’s whole existence. (Aşk, şiirde söylendiği gibi, kadının tüm varlığıdır.)
  • People who are sensible about love are incapable of it. (Aşka dair hassas olan insanlar aşktan muzdarip, beceriksiz.)
  • Let’s play Titanic, you’ll be the ocean and i’ll go down on you. (Hadi Titanik oyunu oynayalım. Sen okyanus olacaksın ben de üzerine düşeceğim.)
  • Can i borrow a KISS? I promise i give it back (Bir öpücük ödünç alabilir miyim, söz geri vereceğim.)
  • I’m easy. Are you? (Zahmetsizim, ya sen?)
  • NAUGHTY. but in a nice way. (Şımarık, ama farklı bir şımarık.)
  • Love is just love, it can never explained. (Aşk sadece aşktır, asla açıklanamaz.)
  • Your Bed, My Bed. (Yatağın, yatağım.)
  • You, me and exercise ? (Sen, ben ve alıştırma? )
  • Baby, Are you Hungry ?  (Bebeğim, aç mısın? )
  • Lets play something Multi-player. (Hadi iki kişilik bi oyun oynayalım)
  • The longer the title the less important the job. (Ne kadar uzun bir başlık, o kadar az önemli bir iş.)
  • Need Love…? …….No…I would prefer vodka..!! (Aşk mı? Yok, ben vodka alayım.)
  • Two is company, but three’s a crowd. (İki kişi konuşurken üçüncüye *** yemek düşer.)